Doğru coğrafi konum seçimiyle rekabet avantajı yaratmak
Değerli Lojistik Dostları,
Merhaba.
2020 yılının başlarından beri yaşadığımız Covid19 pandemisi ve iş dünyasına doğrudan etkilerinin yanı sıra Süveyş kanalının Ever-Given isimli devasa konteyner gemisi tarafından tıkanması, konteyner kıtlığı, ABD ve İngiltere’de baş gösteren şoför eksikliğinin limanlarda yarattığı beklemeler gibi olumsuzluklara ilave olarak yavaş yavaş verimli hale gelmeye başlayan Avrasya Kuzey Koridoru’nun Rusya – Ukrayna Savaşı nedeniyle aksaması özellikle Avrupa kıt'asında önemli tedarik zinciri krizlerine yol açmıştır.
Aslında
tarihsel bir inceleme yaptığımızda iş dünyası tarihinin bu benzeri olayların
hep yaşandığını görmekteyiz. Bu nedenle özellikle günümüzün hızla değişen,
oldukça rekabetçi, karmaşık ve birbirine karşılıklı olarak bağlı iş ortamında bu
tip risklerin yaratacağı kaynak temini krizine karşı hazırlıklı olmak adına,
şirketler sürekli olarak kaynaklara erişmenin onlardan yararlanmanın etkili
yollarını araştırmalıdır. Bu konu küreselleşmiş iş dünyasında hem söz konusu krizlere
karşı bir direnç yaratma hem de kaynak bağımlılığı sorununun çözülmesi yoluyla
rekabet avantajı elde etme fırsatlarını sunmaktadır. İşte bu noktada lojistik
ve tedarik zinciri stratejileri bağlamında önemli rekabet önceliklerinden
birisi olan yer/konum ile ilgili ve doğrudan bağlantılı olarak tesis ağlarını
stratejik olarak yapılandırma becerisini rekabet avantajının kaynağı olarak
gören yöneticilerin, işletmelerinin kısa ve uzun vadeli başarısını önemli
ölçüde etkileyebileceğini söylemek bir kehanet olmayacaktır.
Bilindiği
üzere alternatiflerin belirlenmesinde seçim ve uygulama aşamasına kadar doğru
şekilde ele alınmış bir yerleşim stratejisi, bir şirketin iş gücü maliyeti,
vergi yükü, nakliye maliyetleri, kamu hizmeti harcamaları ve diğer büyük gider
kategorileri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Konum kararları aynı zamanda
doğru yetenekleri işe alma ve elde tutma, müşterilere ve kilit tedarikçilerden
teslimat sürelerini iyileştirme, doğal afetlerden kaynaklanan riskleri yönetme
ve hatta endüstri ortaklarıyla sinerji yaratma becerisini de etkiler.
Yine
de bazı şirketlerin yer seçim kararlarını hala uygun gayrimenkul bulma ve
muhtemelen kamu teşviklerine başvurma meselesi olarak yaklaşmakta olduğu
görülmektedir. Oysaki bu sınırlı -günü kurtarma- yaklaşım, bir şirketin geleceğini olumsuz
yönde etkileyebilecek ve düzeltilmesi çok zor ve maliyetli bir hata haline
gelebilecek kötü bir kararlara yol açabilir.
Yazının
girişinde ele aldığım sorunlar nedeniyle bugün Avrupa’nın gözü yeniden Ülkemize
dönmüş durumdadır. Ancak ülkemizi Avrasya Orta Koridoru bağlamında bir
taşımacılık koridoru olarak kullandırtmak yerine üretimle desteklenen bir
tedarik ve lojistik üssü yapmak adına atılacak adımlardan bir tanesi de gerek
üretim gerekse lojistik firmaları açısından doğru yer/konum stratejilerini
hayata geçirmek olduğuna inanmaktayım.
İşte
bu noktada özellikle küresel düşünen ya da operasyonları sınır ötesine taşınmış
firmaların yer seçim kararlarına stratejik düzeyde bakması gerektiği bilinciyle
dilimin döndüğünce destek olabilmek adına yazının devamında işletmeler için başarılı yer seçiminin ipuçlarına yer vermekteyim.
Hiç
şüphesiz şirketlerin yer seçim kararlarında çok yönlü ve kapsamlı bir yaklaşım
benimsemesi çok önemlidir. Yeni bir tesisin nereye yerleştirileceğini veya
genişleme, konsolidasyon veya yer değiştirme projeleri yoluyla mevcut bir tesis
ağının en iyi nasıl yapılandırılacağını iyice analiz edilmelidir. İşletmenin genel
stratejiyle uyum sağlamak için tüm kritik faktörleri belirlemek ve bunları doğru
bir şekilde tartmak için farklı bakış açılarına sahip yöneticiler ve
bölümlerden gelen girdilerle bir karar modeli geliştirmek uygun bir yaklaşım
olacaktır. Bir yer seçim sürecine dahil olan herkes, genellikle konum
seçeneklerini bulmanın kolay olduğunu söyleyecektir. Buradaki zorluk, bunları
nasıl değerlendireceğinizi ve en iyisini nasıl seçeceğinizi bilmektir. Başından
itibaren uygun ekip harekete geçirilmeden ve kararı temel olarak neyin
yönlendireceği konusunda net bir fikir birliği olmadan, saha seçim süreci
hedefi kaçıracaktır.
Bu
noktada öncelikle bir iletişim stratejisinin geliştirilmesi de anahtar rol
oynayacaktır. Dolayısıyla projeyi başlatmadan önce etkili bir plan yapın. Hiç
şüphesiz karar modelinin çalıştırılması için gereken tüm bilgilerin bir araya
getirilmesi, büyük miktarda dahili ve harici veri gerektirir. Bu nedenle proje bir
yandan gizliliğini korurken diğer yandan proje ekibinin ihtiyaç duyduğu
bilgileri almasını sağlamak için özen gösterilmelidir. Bu noktada atılacak yanlış
adımlar, medyanın ve/veya sektörün dikkatini çekerek, rekabetçi hamleyi
bildirerek, işletmenin müzakere pozisyonlarını zayıflatarak veya işletme
çalışanları arasında huzursuzluk ve spekülasyon yaratarak süreci kesintiye
uğratabilir veya rayından çıkarabilir.
Uygulanabilir
veri noktalarını tespit etme, bu kaynaklardan veri toplama ve bunları doğru bir
şekilde yorumlama konusunda yetkin olanlar, bir "masaüstü incelemesi"
ile arama alanını önemli ölçüde daraltabilirler. Buna rağmen daha fazla bilgi veya
yetkinliğe ihtiyaç duyulduğu bir nokta da ortaya çıkabilir. Dolayısıyla buna
hazır olunmalıdır.
Bu
noktada endüstriyel, finans ya da akademik çevrelerden bazı stratejik ortakları
dahil etmek, saha seçim ekibinin verilerin arkasındaki -satır aralarındaki- hikayeyi
öğrenmesine, ilgili alanları ele almasına veya doğrulamasına ve potansiyel
olarak ortaya çıkabilen zorluklara yaratıcı çözümler belirlemesine olanak
tanır.
Özellikle
istihdam yaratan projeler için artan uluslararası, ulusal ve yerel rekabet
düzeyine bağlı olarak, önerilen teşviklerde farklılık ve ekonomik kalkınma ve
finans kuruluşlarının karmaşıklığı artan ve değişiklik gösteren prosedürleri
bulunmaktadır. Dolayısıyla bu noktaları kapsayan kaynakların, bağlantıların,
etkileri ve bilgileri, konum seçim sürecini hızlandırabilir ya da tam tersine daha
büyük sonuçlara yol açabilir.
Bir
şirketin yer seçim (lokasyon) stratejisi, dikkati çektiğimiz uzmanlar ve
stratejik paydaşların yanı sıra bu konunun firmalarının kısa ve uzun vadeli
başarısı üzerindeki etkisinin farkında olan şirket liderlerinin dikkatini ve
kaynaklarını hak eder. Herhangi bir stratejide olduğu gibi, yalnızca kapsamlı
planlama ve eksiksiz uygulama değil, aynı zamanda sürekli ölçüm, değerlendirme
ve inceleme gerektirir. Bilindiği üzere pazarlar ve tedarik zincirleri sürekli
olarak gelişir ve değişim gösterir. Dolayısıyla müzik değişince dans değişir
sözünün bir yansıması olarak bir şirketin yer/konum stratejisi çevresel
değişimlere adapte olacak şekilde dinamik bir yapıda olmalıdır.
Günümüz tedarik zincirlerinin kaynaklara erişimin yanında dağıtım sorunlarıyla daha çok ilgilenmek zorunda olması nedeniyle işletmeler dağıtım ağları içinde yeni tesis yeri kararları vermek zorunda da kalmaktadırlar. Dağıtım ağı içindeki bir tesis yeri kararı da şüphesiz dağıtım ağı planıyla pararlel bir seçim yapmayı gerektirmektedir. Bu nedenle hangi pazarlara hitap edeceği, kaç merkeze ihtiyaç duyulduğu, toplam kapasitenin ne olmasının öngörüldüğü gibi soruların cevaplarıyla yer seçim kararı paralel bir süreç içerisinde ele alınmalıdır.
Yazının
sonuna gelirken işletme yöneticilerine rekabet avantajı yaratmak için kaynak ve
yeteneklerinizi kullanmanın yollarını ısrarla ararken, konumu rekabet
avantajınız için kritik değilse de temel bir kaynak olarak gözden kaçırmayın tavsiyesinde bulunmak istiyorum.
Bu kıymetli kaynaktan rekabet avantajı yaratacak şekilde istifade edebilmek için ister
yeni bir yer düşünüyor olsun ister mevcut tesis ağını yeniden değerlendiriyor
olsun, saha seçiminden proje
uygulamasına kadar sürecin tüm yönlerinde firmalara rehberlik edebilmek için
lojistiği stratejik açıdan ele alan rehberin yardımı önemlidir. Bu, mevcut
yapının içinden sıyrılarak büyük resmi düşünmenize ve iyi bilgilendirilmiş bir
seçim yapmanıza olanak tanır.
Konuyu işletme düzeyinden ekonomi düzeyine taşıdığımızda, yazının başında da ele aldığım Covid-19 salgını, Süveyş Kanalı'nın kilitlenmesi ve Ukrayna-Rusya savaşı gibi uluslararası tedarik zincirlerini kıran son iki yılın acımasız deneyimleri bize coğrafyanın hala önemli olduğunu gösterdi.
Bu bağlamda ülkemizin elinde
bulundurduğu konum avantajını en iyi şekilde kullanacak stratejik adımların bir
an önce atılarak hayalini kurduğumuz tedarik ve lojistik merkezi olduğunu
gördüğümüz günlerin bir an önce gelmesi dileğiyle...
Dostçakalın
Yorumlar
Yorum Gönder